Ümmeti Muhammedin İlgâ Edildiği Tarih:3 Mart 1924!
 
Yaz Beyoğlu 15.06.2016   - Facebook  Google  Sık Kullanılan
 
3 Mart 1924 tarihinde ki “Hilafetin İlgâsı” kanunu, ümmeti Muhammed için bir kırılma noktası oldu... Bu tarih, artık Müslümanların uzun bir süre, Dinlerini Devletsiz bir şekilde yaşamalarının habercisiydi!
 

 

Ümmeti Muhammedin İlgâ Edildiği Tarih:3 Mart 1924!

Hz. Peygamber (a.s)’dan itibaren Müslümanlar tarihleri boyunca, dinlerini hep bir devlet çatısıaltında sürdürdüler.Tâki 3 Mart 1924 yılına kadar!

İrili ufaklı yüzlerce devlet kurulup yıkıldı... Bu devletler arasında ismi kalıcı olanlar oldu: Emeviler, Abbasiler, Endülüs Emevileri, Eyyubiler, Selçuklular ve Osmanlı İslam Devleti gibi...

Bu ismini saydığımız devletler ise, maalesef (bilebildiğim kadarıyla) Şûra sistemi uygulan(a)madı. Saltanat ile birlikte hilafet devam etti...

Peygamber (a.s)’ın vefatından sonra Şûra sistemi ile 4 halife seçildi… Her halife farklı yöntemlerle iş başına geldi...Şûra’ya dayalı hilafet sistemi toplamda 30 yıl sürdü…

Daha sonra ise Hz. Muaviye oğlu yezid için, daha kendisi hayatta iken biat topladı, böylece Şûra sistemi akâmete uğradı. Artık Hâlifeyi Şûra değil, babadan oğula geçen saltanat sistemi belirlemeye başladı...

Saltanatla seçilmiş Hâlifeler iş başına geldiklerinde İslam hükümleri askıya alınmıyordu… Tüm hızıyla cihad devam ediyor, namazlar kıldırılıyor, kısaslar uygulanıyor, ilim faliyetleri devam ediyordu...

Peki problem neredeydi?Problemin iki vechesi vardı:

1)      Kuranı Kerim ileemredilmiş, Hulefa-i Râşidin ile uygulanmış Şûra sisteminin rafa kaldırılması yâda akâmete uğraması…

2)      Saltanat sistemi kendi içerisinden hem “Yezid Bin Muaviye’yi” hem de “Ömer Bin Abdülaziz’i” çıkartabiliyordu! Saltanat, kişinin hilafete ehil olup olmadığna bakmıyor,kardeş sıralaması işi tayin ediyordu...

Saltanat bir zulüm aracı olarak kullanılmadığında, iyi ve salih idarecileriniş başına geldiği ve Müslüman halkın iyi ve güzel idare edildiği de bir hakikattir

Halife seçiminin saltanata dayalı olmasına rağmen, Müslümanların hem iyi idare edilmesi hemde İslam ahkâmının devlet eliyle uygulamasına en güzel örnekherhalde Osmanlı İslam Devleti olsa gerek...

Osmanlı Devleti, mevcut eksik ve aksaklıklarına rağmen, Müslümanları bir arada tutmuş, 3 kıtada ilayı kelimetullah bayrağını sallandırmayı başarmış, küffara kılıç sallamış, dünyadaki mazlum Müslümanlara gücü nispetinde yardımcı olmuş ve sırt çevirmemiş...

Osmanlı Devletinden önce Haçlıların saldırısına maruz kalan Ümmeti Muhammed, Osmanlı ile birlikte Haçlıları / Avrupalıları kendi yurtlarında, kendi kıtalarında muhâsara etmeye başlamıştır...

İki kez Viyana kuşatıldı(1529 – 1683) ama alınamadı... Viyana ecdat tarafından feth edilemese de, Haçlılara / Avrupalılara müthiç bir korkusalındı! Osmanlı korkusu,Avrupa’yı paranoyak yapmaya yetti. Artık yapacakları her hesabı, Osmanlı Devletini akılda tutarak yapmak zorunda kalacaklardı...

Kendi aralarında parçalara ayrılmış Avrupalı Hristiyanlar, Osmanlı korkusu ile tekrar birleştiler ve Osmanlı Devletini bertaraf etmek için Yüzyıllarca çalıştılar...

Batı’daki tehlikenin adı Hristiyanlıktı... Peki ya Doğu’daki tehlikenin adı neydi?

Doğuda ki Fitne ve Fesâdın adı ise; İran / Safevi devletiydi. Osmalı devleti, 1514’de Çaldıran meydan muharebesinde bu büyük fitneyi söndürdü! Bugünkü gibi Müslüman kanı akıtıp her türlü fitneye alet olan İran / Safavi devletine Yavuz Sultan Selim böylelikle haddini bildirmiş oldu!

Devletler ’de insanlar gibi doğar, büyür ve ölür derler... 6 asırlık ihtişamlı Osmanlı Devleti de tarih sayfalarında yerini almak için hazırlanıyordu...

II. Abdülhamid Han’ın tüm siyasi dehâsına rağmen, kendisine karşı aklını ve gönlünü Batı’ya kaptırmış jöntürkler ile kendisini bir türlü anla(ya)mayan bazı âlim, şair ve mütefekkirlere karşı yenilecekti...

Haçlılar / Batılılar / Avrupalılar Osmalıyı durdurmayı başarmışlardı! Asırlardır başlarına musallat olan ve bir kâbus gibi üstlerine çöken Osmanlı korkusu son bulmuştu! Osmanlı’nın zayıflaması ile birlikte sömürdükleri yerleri Artık daha rahat sömürebileceklerdi...

Asya ve Afrika kıtalarının yer altı ve yer üstü zenginlikleri,Batı’nın kabaran iştahını artık daha da kamçılıyordu...

Peki ya İstanbul? Hele Ayasofya Cami! 1453 yılında kaybettikleri Konstantinopolis artık çok daha yakındı!

İstanbul düşman kuşatması altında iken, Sultan Vahîdüddîn (Vahdettin) Anadolu’yu düşmana karşı örgütmek amacıyla tam yetki ile bir heyet gönderdi. Bu heyet Anadolu’daki Müslümanları düşmana karşı örgütledi ve bazı başarılar elde edildi...

Ancak Anadoluya gönderilen heyet, kuşatma altındaki İstanbul’a ihanet edip Osmanlıya / Padişaha karşı cephe aldı...

Ankara’da kurulan yeni siyasi mekanizma, Batının kendi eliyle yapmak istediği şeyleri yapmakla görevlendirildi... Ankara Batı’nın kendisine vermiş olduğu görevleri harfiyen yerine getirdi!

Batı’nın bir daha yeni bir Osmanlı tecrübesi yaşamasına asla tahammülü yoktu!

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti fiilen sona erdi… Ancak İstanbul hala direniyordu

Ankara’daki yeni yönetim, İstanbul’a son darbeyi 1 Kasım 1922’ de Saltanatı kaldırarak indiriyordu!

Ankara artık yeni bir sayfa açmak istiyordu... 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen yeni rejim ile ilk adım atılmış oldu…

3 Mart 1924 tarihinde ki “Hilafetin İlgâsı” kanunu, ümmeti Muhammed için bir kırılma noktası oldu... Bu tarih, artık Müslümanların uzun bir süre, Dinlerini Devletsiz bir şekilde yaşamalarının habercisiydi!

Çok sıkıntılı bir devrin kapısı aralanıyordu. Artık küffara kılıç çalma döneminden, Müslüman kalabilme dönemine girmiştik…Eğer bu Müslüman kalabilme devrinden Müslüman olarak çıkabilirsek, tekrar elimiz kılıç tutabilecek ve Hakkı hâkim kılabilecektik!

 

10-06-2016

 
Yaz Beyoğlu    (1728)





Yorumunuzu Buradan Yazabilirsiniz
Adınız:
 
Güvenlik Kodu* 35266
 
Yorum Başlığı
Yorumunuz:

Yorumlarınız kontrol edildikten sonra onaylanacaktır.



YAPILAN YORUMLAR



Beyoğlu'lu Yazarları Tanıyoruz
Beyoğlu'lu olup çeşitli yayın organlarında yazanları YazBeyoglu.com'da okuyucularıyla buluşturuyor, Beyoğlu'lunun kendisini tanımasını ve takip etmesini sağlıyoruz.

Ben de yazmak istiyorum
Beyoğlu veya Beyoğlu'ndaki semtinizle ilgili yazmak mı istiyorsunuz? İletişim bölümümüzden irtibata geçin.

Yayındayız
YazBeyoglu.com yayına başladı




 



 

YazBeyoglu.com - Kuruluş: Kasım 2014